FİZİĞİN TEMELLERİ – Fiziğin TAO’su adlı kitabından – Fritjof Capra

Klasik, mekaniğe dayalı dünya görüşü boşlukta hareket eden ve yok edilemeyen katı parçacıklar üzerine kurulmuştu. Çağdaş fizik bu görüşü kökten değiştirdi. Bu değişim, “parçacık” kavramının yeniden tanımlanmasını sağlamakla kalmayıp klasik boşluk algısının ciddi bir dönüşüm yaşamasına da yol açtı. Bu dönüşüm, alan teorilerinde ortaya çıktı.

Einstein’ın yerçekimi alanını geometrideki mekan kavramıyla birleştirmesi bunun başlangıcını oluşturdu ve atom altı parçacıkların güç alanını tanımlamak için kuantum kuramı ve görelik kuramı birleştirildiğinde bu kavram daha da yaygınlaştı. Bu “kuantum alan kuramları”nda, parçacıklar ile onları çevreleyen mekan arasındaki mesafe keskinliğini yitirir ve mekan en önemli devingen nitelik olarak görülmeye başlar.

Tao_of_Physics

Madde ve boş mekan -dolu ve boş- Demokrit ve Newton’un atom kuramının dayandığı iki temel kavramdır.

Genel görelik kuramına göre bu kavramlar birbirinden ayrılamaz. Ağırlığı olan bir cismin yerçekimsel alanı da olacak ve bu alan o cismi çevreleyen mekanda bir eğim şeklinde kendini gösterecektir.

Ancak mekanı dolduran ve onu eğen şeyin, yerçekimsel alan olduğunu düşünmeyelim. Bu ikisi birbirinden ayrılamaz: Alan eğilmiş mekanın ta kendisidir. Genel görelik kuramına göre yerçekimsel alan ile mekanın yapısı ya da geometrisi aynı şeydir.

Einstein’ın alan denkleminde bunlar tek bir birim olarak ve aynı matematiksel işaretle gösterilmiştir. Öyleyse Einstein’ın kuramında madde, kendi yerçekimi alanından, yerçekim alanı da eğilmiş mekandan ayrılamaz. Buna göre madde ve mekan tek bir bütünün birbirinden ayrılamaz ve birbirine bağımlı parçaları olarak görülmektedir.

Katı nesneler kendilerini çevreleyen mekanın yapısını belirlemekle kalmaz, çevreden de temel bir biçimde etkilenirler.

GENEL GÖRELİLİK KURAMINDAKİ gözle görülebilen, makroskobik ölçekte tezahür eden maddi bir nesne ile çevresi arasındaki birlik ve ilişki, atom altı düzeyde çok daha şaşırtıcı biçimde ortaya çıkar. Burada atom altı parçacıkların birbiriyle olan etkileşimini açıklamak için, klasik kuram alanının kuantum kuramıyla birleştirildiğini görürüz.

Einstein’ın yerçekimi kuramının içerdiği karmaşık matematiksel yapıdan dolayı bu tür bir birleşme, yerçekimsel etkileşim açısından henüz mümkün değildir ancak diğer bir klasik alan kuramı olan elektrodinamik, “kuantum elektrodinamik” diye adlandırılan bir kuram içinde kuantum kuramıyla birleşti. Bu kuram hem kuantum hem de görelik kuramını kapsamaktadır.

Çağdaş fizik alanındaki ilk kuantum-göreli model olma özelliğini taşır ve halen en başarılı model olarak kabul edilmektedir.

Kuantum elektrodinamiğin en şaşırtıcı niteliklerinden biri de, elektromanyetik alan ile elektromanyetik dalgaların parçacıksal tezahürleri olarak tanımlanan fotonların birleşiminden ortaya çıkar. Fotonlar aynı zamanda elektromanyetik dalgalar olduklarına ve bu dalgalar da titreşim alanları olduklarına göre fotonlar, elektromanyetik alanların tezahürleri olmalıdırlar. En küçük enerji birimine ya da parçacığına dönüşebilen kuantum alanı kavramı da buradan gelmektedir.

Bu kavramın anlamı, son zamanlarda, bütün atom altı parçacıkları ve bunların birbirleriyle etkileşimlerini kapsayacak ve her parçacık farklı bir alana karşılık gelecek biçimde genişletilmiştir. Bu kuantum alanı kuramında, katı parçacıklarla bunları çevreleyen mekan arasındaki karşıtlık ortadan kalkmıştır. Kuantum alanı en temel fiziksel varlık ve mekanın her yerinde bulunan sürekli bir araç olarak görülür. Parçacıklar alanın belli bölgelerinde oluşan yoğunlaşmalardan ibarettir; gidip gelmekte olan enerji yoğunluğu, özgünlüğünü yitirip temel alanın içinde erir gider.

Albert Einstein bu durumu şöyle açıklar:
“Bu nedenle maddeyi, alanın mekanda yoğunluk kazandığı bölgelerde meydana gelen bir şey olarak görebiliriz. Var olan tek gerçeklik alan olduğu için, çağdaş fizikte alan ve madde ayrı ayrı ele alınamaz.”


Fiziksel nesnelerin ve olguların, temelde var olan bir varlığın geçici tezahürleri olduğu düşüncesi yalnızca kuantum kuramının değil, aynı zamanda Doğu’daki dünya görüşünün de en temel unsurudur.

Tıpkı Einstein gibi, Doğulu mistikler de bu temel varlığın tek gerçeklik olduğu görüşünde birleşir: bu gerçekliğin tüm olgusal tezahürleri geçici ve hayali görüntüler olarak düşünülür.

Doğulu mistiğin bu gerçeklik görüşü, fizikçinin kuantum alanı ile özdeş değildir çünkü o, bu dünyadaki bütün olguların özü olarak görüldüğünden her tür kavram ve düşüncenin ötesindedir. Kuantum alanı ise fiziksel olguların sadece bir kısmını içine alan, özenle tasarlanmış bir kavramdır. Bununla birlikte, fizikçinin atom altı dünyayı yorumlama biçiminin temelinde yatan sezgi, kuantum alanı açısından bakıldığında, kendi dünya görüşünü sonsuz bir temel gerçekliğe göre oluşturan Doğulu mistiğinkiyle benzerlikler taşımaktadır.

Alan kavramının ortaya çıkışından sonra fizikçiler farklı alanları her tür olguyu kapsayacak tek bir alan altında birleştirmeye giriştiler. Özellikle Einstein, yaşamının son yıllarını bu tür bir birleşik alan için çalışarak geçirdi. Belki de Hinduların Brahman’ı, Budistler’in Dharmakaya’sı ve Taocuların Tao’su, yalnızca fiziğin ilgi alanına giren olguların değil, evrendeki her tür olgunun varoluş sebebi olan birleşik bir alan olarak görülebilir.

Doğu felsefesine göre, olguların altında yatan gerçeklik biçimlerden ötedir ve her tür betimlemeye ya da açıklamaya karşı koyar. Bu nedenle çoğu zaman bu gerçekliğin biçimsiz, boş ya da bir boşluktan ibaret olduğu söylenir. Ancak bu boşluk, hiçlik olarak algılanmamalıdır. Tam tersine her biçimin özü ve her tür yaşamın kaynağıdır.

Bundan dolayı Upanişad’lar şöyle der:

Brahman yaşamdır. Brahman mutluluktur. Brahman boşluktur…
Mutluluk aslında boşluğun ta kendisidir.
Boşluk da mutluluk demektir aslında.

Budistler ise sonsuz gerçekliğe “Sunyata” yani “boşluk” adını verirken, aynı görüşü ifade eder ve olgusal dünyadaki yapılara hayat verenin bu yaşayan boşluk olduğunu doğrularlar.

Taocular ise benzer bir sınırsız ve sonsuz yaratıcılığı Tao ile özdeşleştirir ve buna yine “boşluk” adını verirler. Kuan-tzu “Göğün Tao’su boşluk ve biçimsizlikten ibarettir” derken, Lao Tzu da bu boşluğu ifade eden farklı benzetmeler kullanır. Tao’yu çoğunlukla sonsuza kadar boş olan ve bu nedenle de nesnelerin ölümsüzlüğünü koruyan çukur bir vadiye ya da kaseye benzetir.

Boş ya da boşluk gibi sözcükler kullanmak yerine Doğulu bilgeler Brahman, Sunyata veya Tao gibi terimlerle sıradan bir boşluktan söz etmediklerini, tam tersine sonsuz yaratıcı güce sahip bir boşluğu kastettiklerini her fırsatta vurgularlar. Bundan dolayı Doğu felsefesindeki boşluğu, atom altı fiziğindeki kuantum alanına benzetebiliriz. Tıpkı kuantum alanı gibi boşluk da besleyip büyüttükten sonra yok ettiği sınırsız biçimlerin oluşumuna olanak tanır.

750x500-shiva

Upanişadlar’da denildiği gibi,
Sakinleş, bırak o
Ondan geldiği
Ve dönüp içinde eriyeceğine,
Ve içinde nefes aldığına
yakarsın.

Mistik boşluğun olgusal tezahürleri de, tıpkı atom altı parçacıklar gibi, hareketsiz ve kalıcı olmanın aksine devingen ve geçici bir yapıya sahiptirler; doğar ve aralıksız süren tek bir hareket ve güç dansıyla yok olurlar.

Tıpkı fizikçinin atom altı dünyası gibi Doğu felsefesinin olgusal alemi de sürekli doğum ve ölümle karşı karşıya olan bir dünyadır. Bu dünyadaki nesneler geçici tezahürler olduklarından temel bir kimliğe sahip değildirler.

Somut maddenin varlığını reddeden ve aynı zamanda birbirini izleyen deneyimlerin temelinde sürekli bir kişilik olduğu görüşünün bir yanılsamadan ibaret olduğunu savunan Budist felsefe, özellikle bu noktayı vurgular.

Budistler bu somut madde ve özgün kişilik yanılsamasını, su dalgalarının aşağı yukarı hareketlerine bakarak yüzeyde hareket eden bir miktar su olduğunu zannetmemiz yanılgısına benzetirler.

Fizikçilerin, hareket halindeki bir parçacığın yarattığı somut madde yanılsamasını göz önüne sermek için alan kuramı bağlamında da bu benzerlikten yararlanıyor olmaları ilginçtir.

Fiziğin Taosu, Fritjof Capra

Zihinsel Tai Chi

Enerji her yerdedir ve titreşir, devinir…

Zihinsel plandaki enerjiye verilen isimlerden biri de düşüncedir…türlü düşünceler, varsayımlar, kanılar, endişeler, yargılar vs üretir…

Mental plan için sağlıklı düşünmeyi bilmek ve doğru düşünmenin ne olduğunu öğrenmek büyük bir ihtiyaçtır…

Zihni doğru bilgiler, kadim felsefe ile temellerini sağlamlaştırdıktan, yetkinleştirdikten sonra ona hakim olabilir ve yönetebiliriz…Zihinle çalışmak için onun doğasını tanımalı…Zihinsel gücü, zihinsel oyunlardan, düşünce gücünden daha üst gerçek boyutlarına taşımak ve mental titreşimi yükseltmek …

Zihni dinginleştirmek, düşünmeyi bırakmak denilen, aslında “eylemsiz eyleme” (Wu Wei) dönüşme halidir…Yargılayan, karşılaştıran, planlayan, kontrolcü, düşünen, analitik zihinden, bütünselliği kavrayan, sezgilerle, yüksek şuur ile bağlantı kuran yüksek titreşimdeki, denge ve merkezdeki, budhi-manasik zihinsel makama doğru…

Bu haller düşünce enerjisinde ikiliğin/dualitenin aşılması ve Wu Chi haline doğru uyanıştır… Zihinsel Tai Chi diyebiliriz buna…bunun için doğru düşünmeyi öğrenmeli, tez-antitez yapmanın ötesine geçerek sentez ile ilerlemeli, zihinsel bilginin sağlam altyapısı oluşturulmalı, doğru kaynaklardan kadim felsefe öğretileri çalışılmalıdır. ( Tao felsefesi, Zen, Teozofi, Tasavvuf, Stoacılar.. gibi ve hepsini birleştirerek, taraf tutmadan. )

Bu bilgileri zihninize doldurmak için okumak, kurslara, seminerlere gitmek, başkalarından ders dinlemek yeterli değildir. Çigong veya herhangi bir Martial Arts çalışır gibi, spor yaparken kas idmanındaki gibi zihinsel gücünüzü kendi kendinize zihninizle çalışarak eğitmelisiniz, öğretileri içselleştirip günlük hayatın denemelerinde kullanır hale gelmelisiniz…Böylece daha yukarılardan bütünsel bakabilir, zihninizi farklı realitelerde, farklı durumlarda vites geçişleri yapan bir vasıta olarak kullanabilirsiniz. Veya düşüncelerde tekrar ikilemlere düştüğünüzde, tekerleği çamura saplanmış patinaj yapan zihin aracınızı stratejik bir hamle yaparak düşen bilincinizi oradan çıkartabilirsiniz.


Zihin, düşünce gücü, beden, duygular hepsi sadece araçlarımız, amaçlarımız değil… Zihnimizin varoluş nedeni, bilgileri bilgeliğe dönüştürmek, Evrensel Zihinselliğe doğru tekamül eden Varlığa bilinç/ şuur basamaklarında hizmet etmektir.

Diğer yandan, düşünce/zihin gücünün “evrensel doğru” kullanımı olmadığında gerçek amacına uygun olmayan/YOL’dan sapmış benmerkezcil menfaatlere çalışan zihnin tuzaklarına düşmüş uygulamalar ortaya çıkabilir.

Martial Arts, Çigong, Tai Chi, enerji ve şifa sanatları gibi uygulamalar saf ve doğru enerjilerin yoksunlığunda özünden damıtılamaz…dolayısıyla da saf/temiz şekilde aktarılması mümkün olamaz.

Bu söylenenler tüm bilgi, bilim ve sanat vb. yöntemleri için de geçerlidir.

Ilhamınız ve ışığınız bol , zihniniz berrak olsun… 🌟

Sevgilerimle

Başak Arpacıoğlu

KEDİNİN ÖĞRETİSİ

Kılıç sanatında usta olan Shoken’in evine birkaç gündür bir fare dadanmıştı. Mahallenin en iyi kedilerini getirip evi arenaya çevirdiler. Şaşkınlık verici senaryo her zaman aynı şekilde bitiyordu: Avcı kedi farenin saldırılarından ürküp miyavlayarak evden kaçıp gidiyordu.

Durumdan bıkmış usanmış olan üstad bu berbat hayvanı kendi öldürmeye karar verdi. Kılıcını çekip saldırmaya başladı. Ancak yıldırım kadar hızlı olan fare bütün darbelerden kurtuluyordu. Shokan kendini kaybedercesine saldırmaya devam etti. Fare hiç isabet almadı. Ter içinde ve nefes nefese olan üstad çaresiz kalmıştı. Yoksa evinin bir bölümünü bu fareye mi bırakmak zorunda kalacaktı? Bu düşünce onu daha da karamsar kılmaya yetti.

Bir gün memleketin en iyi fare avcısı olan bir kediden bahsedildiğini duydu. Shoken bu kediyi gördüğünde bütün ümidini yitiriverdi. Çünkü hayvan iyice yaşlanmıştı. Kaybedecek bir şeyi olmadığı için farenin dadandığı odaya saldı kediyi. Kedi bir şey hissetmemişçesine yavaşça girdi odaya. Fare onu fark ettiğinde korkudan donup kaldı. Kedi de ona ağır ağır yaklaşıp ensesinden kolayca yakaladı.

O akşam fare avına katılmış bütün kediler Shoken’in evinde toplandılar. Günün kahramanı olan iri kedi şeref minderine oturmuştu. İçlerinden biri söze başladı: “Bizler kasabanın en tecrübeli kedileri olarak tanınırız. Ancak hiçbirimiz sizin yaptığınızı yapamadık. Gücünüz gerçekten sıradışı. Sırrınızı öğrenmek için yanıp tutuşuyoruz.”

Üstad kedi soruyu şöyle yanıtladı:

“Size sanatımın prensiplerini anlatmadan önce sizin neler bildiğinizi ve nasıl çalıştığınızı duymak isterim.”

Siyah kedi kalktı ve konuştu:

“Köklü bir fare avı geleneği olan bir aileden geliyorum. Çocukluğumdan beri bu sanat için yetiştirilmişim. İki metre sıçrayabilir, bir fare deliğine girebilirim. Kısacası her türlü akrobatik harekette uzmanımdır. Bunun yanında birçok hile bilirim. Bu yaşlı fareye yenik düştüğüm için utanç duyuyorum.”

Büyük kedi:

“Siz yalnızca teknik öğrenmişsiniz. “Nasıl saldırmak?” düşüncesine saplanmışsınız. Eski ustalar teknikleri yalnızca işimizi doğru yoldan yapmamız için bulmuşlardır. Bu yol doğal olarak en basit ve etkili olandır. Sanatımızın bütün temel prensiplerini de içerir. Etkili olma arayışı sanatımızın gerçek amacı olamaz. Asıl amaç doğru yolda ilerlemektir. Bu yol ihmal edilirse savaş sanatımız bozulur ve kötülere yarar. Bunu asla unutmayın.”

Tekir kedi öne çıktı:

“Bana göre savaş sanatında en önemli şey Ki, yani enerji ve zihindir. Bu gücü geliştirmek için uzun zaman çalıştım. Çok güçlü bir zihinsel güce sahibim. Bu, göğün ve yerin zihnidir. Ne zaman bir rakibimin karşısına çıksam benim Ki’m onunkine baskın çıkar. Zaferim daha dövüş başlamadan garanti altındadır. Bir fare kiriş üstünde koşarken bile onu yakalayabilirim. Ki enerjimi ona yönlendirmem aşağıya düşmesi için yeterlidir. Ama şu garip fareye sökmedi. Anlamadım bu işi…”

Üstad şöyle açıkladı:

“Ruhsal gücünüzün neredeyse tümünü kullanabiliyorsunuz. Ancak bunun farkında oluşunuz önünüzdeki en büyük engel. Zihin gücünüzü rakibe yönlendirmek çözüm olamaz. Çünkü her zaman bu alanda sizden güçlüsü çıkacaktır. “Zihin gücüm göğün ve yerin zihnidir” diyorsunuz ama yanılıyorsunuz. Söz konusu olan zihnin kendisi değil, yalnızca gölgesi. Ruhsal enerjiyle beyin gücünü karıştırmayın. Gerçek “zihin” bir nehir misâli akan, bitmez tükenmez bir kaynaktır. Sizinkiyse bazı şartlara bağlı olarak iş görüyor. Bu temel fark elde edilen sonuçların da farklı olmasına yol açıyor. İzi sürülen bir fare her zaman kendisine saldıran kediden daha dövüşken olur. Tetiktedir ve bütün varlığı savaşa hazırdır. Direncini hiçbir kedi kıramaz.”

Gri kedi söz aldı:

“Sizin de söylediğiniz gibi, zihnin yanında onun gölgesi de vardır ve bu zihnin gücü ne olursa olsun düşman gölgeyi önceden fark eder. Ben de zaten bu yönde çalıştım. Yani düşmana direnmemek, aksine ondan gelen gücü kendine çevirmek için uğraştım. Akıcı tekniğim sayesinde en güçlü fareler bile bana zarar veremez. Ancak bu mucizevi fare benim “dirençsizlik” prensibime kanmadı.”

Yaşlı kedi söze başladı:

“Dirençsizlik prensibi dediğiniz şey doğayla uyumlu bir davranış değildir. Bu olsa olsa zihninizde ürettiğiniz bir hayal. Yapay dirençsizlik duyularınızla çatışarak hareketlerinizin doğallığını bozar. Gerçek doğanın kendisini apaçık gösterebilmesi için bütün zihinsel engel ve kurallardan sıyrılmalısınız. Doğa kendi yolunu izlediği ve sizin içinizde serbestçe hareket edebildiği zaman hiçbir gölge ortaya çıkamaz. Düşman hiçbir açık bulamaz.”

“Şimdi müsaade ederseniz insanların işlerinden pek bir şey anlamayan basit bir kedi olarak derin bir konuyu açıklığa kavuşturmak amacıyla kılıç sanatından söz etmek istiyorum. Kılıç sanatı yalnızca düşmanı yenmeyi amaçlamaz. Bu sanat her şeyden önce zor anlarda ölümün ve yaşamın sebeplerinin bilincinde olma sanatıdır.”

“Bir samuray bunu unutmamalı ve teknik açıdan olduğu kadar ruhen de kendini geliştirmelidir. Yaşamın ve ölümün meydana geliş şekillerine nüfuz etmelidir. Bu varlık seviyesine eriştiğinde bütün bencilliği yok olur, hiçbir olumsuz düşüncesi yoktur, hesap kitabı bırakır. İşte o zaman zihni dirençsizdir ve çevresiyle uyumludur. Arzusuzluk mertebesine ulaştığınızda doğası gereği şekilsiz olan zihin hiçbir maddesel varlık barındırmaz. Ruhsal enerji olan Ki hiçbir engelle karşılaşmadan ve dengeyle akar. Şayet zihin bir cisim tarafından çekilirse enerji dengesi bozulur. Enerji tek yönlü hareket eder ve diğer yönde eksiklik doğar. Her iki durumda da sürekli değişen durumlara uyum sağlamamız imkansızlaşır. Arzusuzluk olan yerde zihin tek yönlü çalışmaz, hem özneyi hem de nesneyi aşar.”

Bu sözleri duyan Shoken şu soruyu sordu:

“Hem özneyi hem de nesneyi aşmaktan ne anlamalıyız?”

Üstad kedi devam etti:

“Bir Ben olduğu içindir ki bir Düşman vardır. Ben denilen şey yoksa düşman da yoktur. Eğer herşeye bir isim vermeye kalkarsak karşımızda yer alırlar. Erkek dişiyle, ateş suyla zıtlaşır. Ama zihninizde hiçbir yargılama oluşmuyorsa çatışmaya girmenize de gerek kalmaz. O zaman Ben de Düşman da yok olur. Zihni aşarsanız mutlak olarak “Yapmamak ( Çabalamamak)” fiilini deneyimler ve tadına varırsınız.”

“Evrenle uyum içinde ve onunla birsinizdir. Doğru ve yanlış arasında tercih yapmak zorunda kalmazsınız. Zihninizin bir ürünü olan ikilemler dolu dünyadan kurtulursunuz. Ama bir toz kaçarsa gözümüzü açık tutamayız. Zihin bu göze benzer. İçine bir cisim girerse gücünü yitirir. Size burada söyleyeceklerimin hepsi bu kadar. Gerçeği deneyimlemek size kalıyor. Gerçek kavrayış her türlü yazılı açıklamadan uzaktır. İnsandan insana aracısız bir öğreti şarttır. Zaten gerçeğe başka bir yolla ulaşamazsınız. Uyanış, kendi varlığını aşmaktan başka bir şey değildir. Uyanış bir rüyanın sonudur. Uyanış, gerçek oluş ve kendini kendini tanımayla eşanlamlıdır.”

(Bu öykü kılıç sanatı üzerine tahminen XVII. yüzyılda yaşamış olan, Ittoryu okulundan bir Usta tarafından yazılmış eski bir kitaptan alınmıştır.)

DÜNYA TAİ CHİ QİGONG GÜNÜ ETKİNLİĞİ

25 Nisan Cumartesi Dünya Tai Chi Qigong günü ☯️👏✨

Bir Dünya- Bir Nefes – “Enerjiyi sınırsız çevrimiçi yaşayın” sloganıyla Avrupa çapında uluslararası bir çalışma ile kutlayacağız.

8 ülkeden 20 değerli eğitmenin katılacağı ücretsiz etkinlik Türkiye saatiyle 11:00 de başlayıp – 13:00’e kadar sürecek.

Dünya Tai Chi Qigong gününde bu dingin gücü, enerjiyi dengeleyen, insana iç huzuru veren, cana can katan, meditatif içsel sanatı çalışmak/tanışmak için harika bir fırsat !

Aşağıdaki youtube linkinden izleyebilir, siz de ekran başında eşlik edebilirsiniz. Hatta şimdiden youtube sayfasını açarak hatırlatma kurabilirsiniz 🙂

Organizasyonu yapan ve Türkiye’yi temsilen beni de davet ederek onurlandıran Almanya Tai Chi Qigong Birliği’ne teşekkürlerimle…

BVTQ – Bundesvereinigung für Taijiquan und Qigong e.V. – Das Netzwerk facebook sayfası : https://www.facebook.com/taijiquan.qigong.netzwerk.deutschland/

Web sayfasında etkinlik detayları :
https://www.taijiquan-qigong.de/en

ve etkinlikte çalışmalar yaptıracak Hocaların listesi :
https://www.leqita.de/links/welt-taichi-qigong-day/

Etkinliği daha sonra tekrar izlemek, çalışmak isterseniz aynı youtube sayfasını kullanabilirsiniz.

Sağlıklı günler, sevgiler ☯️

Canlı yayında Tai Chi Çigong Her Salı saat 17.30’da Instagramda @zendoakademi hesabında

Sağlıklı bir yaşam için, kendimizi korumak, enerjimizi doğru kaynaklardan beslemek, dengelemek, nasıl titreştiğimiz çok önemli.
Canlı yayında ücretsiz eğitimler Nisan ayı sonuna kadar devam edecektir…
☯️
Tai Chi Çigong, kökenleri 5000 yıl öncesine dayanan Kadim Dao bilgeliğinin bütünsel sağlık sistemi, Uzakdoğu kökenli tüm enerji sistemlerinin, Geleneksel Sin Tıbbı’nın ve Martial Arts’ın temelidir. Evrensel yaşam enerjisi Chi (Qi, Ki, Prana, Can) canlandırma,sağaltma, dengeleme, farkındalıkla kullanma yöntemidir. 
☯️
Chi, Tüm yaradılışın özündeki yaşam enerjisidir. Tüm varlıkların içindeki evrensel yaşam gücüdür. Tai Chi Çigong, evrensel enerji (Chi) kaynaklarıyla bağlantıya geçmemizi sağlayan kozmik bir enerji dansıdır, hareketli meditasyondur, doğal sağlık yöntemidir.
☯️
Tai Chi Çigong uygulamalarındaki üç temel unsur zihin, nefes ve enerjinin birleştirilmesiyle Çi yaşam enerjisi yoğunlaştırılır, etkinleştirilir ve yönlendirilir. 
☯️
Hareketler su gibi, akıcı bir şekilde, kesintisiz olarak ve yavaş yavaş, kendini sıkmadan ve kaslar zorlanmadan yapılır. 
Sizi yormaz,zorlamaz aksine rahatlatır, dinlendirir,enerjinizi dengeleyip cana can katar. 
☯️
Koruyucu sağlık yöntemidir, rahatsızlıkların, hastalıkların daha çabuk iyileşmesine destek olur. Direnci arttırır,bağışıklık sistemini güçlendirir.
Bedenimizde akan enerjileri dengeler. Doğru nefes alışkanlığı sağlar. Enerjinizi, çeviklik ve esnekliğinizi arttırır. Kas ve eklemlerinizi gevşetip, içten güçlendirir. Kilonuzu kontrol eder. Stresi azaltır, rahatlamanızı sağlar. Konsantrasyon ve sezgisel kabiliyetleri geliştirir. Duygulardaki iniş çıkışları dengeler. Ruh Zihin Beden bütünlüğüne hizmet eder.
☯️
Uzakdoğu İçsel Güç Sanatları (Martial Arts) bazen savaş sanatları diye de çeviriliyor, ancak bu dışarıyla yapılan bir savaş değildir…insanın kendi içinde yaptığı mücadele/ içsel simya ile ilişkili uygulamalı sanatlardır… enerjinin/gücün/ bilginin dönüştürülmesi.. yin ve yangın sonsuz döngüsel devinimi Taiji’yi Birlik’e giden Yol’da(Dao) dengeyi yaratır.
☯️
Evrensel enerjinin gücünü içimizde keşfetmek, dönüştürmek ve bedensel farkındalık, zehiri pan-zehir yapabilme, şifalanma, zihinsel sükunet hali, ruhsal özgürlüğe açılımlar doğurur.

Martial Arts = Mars (güç, kudret) ile Venüs (sanat, aşk, bereket) enerjilerinin dengelenerek bütünleşmesini/ kutsal evliliği ifade eder.
Zıt gibi görünen karşıtlıkların Birliği Tai Chi sembolünün anlamıdır…
☯️☯️☯️ 
Not: Geleneksel Çin tıbbı yerine Sin dedim, çünkü kökeni Sin Uygarlığıdır ve sadece Çin’i içermez, ilave olarak Tibet, Moğol, Türk, Uygur, Orta Asya ve Hindistan’dan göç eden kavimler oluşturmuştur. 
Bkz. Sinoloji bilimi 

Tai Chi Çigong’a giriş 4.4.2020 tarihli instagram canlı yayın dersi kaydını tekrar izlemek isterseniz : https://youtu.be/ufHI8jZs_Uw

Diğer tüm canlı yayın videoları da burada:http://www.zendoakademi.com/video/

21 Aralık Kış Gündönümü, I-Ching, 24.Heksagram Fu: Dönüş, Dönüm noktası

21 Aralık Kış Gündönümü, Doğa’da bir döngünün son etabı olan kış mevsiminin başlangıcı, doğanın (Dao’nun) enerji döngüsünde en yoğun yin-yin enerjinin hakim olduğu zamandır.

Aynı zamanda da bu derin, yoğun Yin enerjinin içinde doğan ve yükselmeye başlayan Yeni-Yang enerjinin ilk giriş kapısıdır.  

Gökyüzü ( Işıklı Gök) = Büyük Yang’dır. 

Yeryüzü (Toprak Ana) Büyük Yin’dir, 

21 Aralık enerjisi ile Yin Çi niteliği yavaş yavaş değişmeye ve Yang nitelikli yaşam enerjisi henüz daha görünmeyen planlarda, yeraltında, toprağın, yeryüzünün derinliklerinden yükselmeye başlar.

Yoğunlaşmış yin enerjisinin değişime uğraması ile içte başlayan yaşam gücünün içten içe kıpırtılarının hissedilmesi ile ilişkilidir. İlkbaharda görünür hale gelecek yeni tohumların korunması, saklanması, çekirdek/öz içinde beslenmesi ve aktarılması sürecidir.

I Ching’de bu enerjiyi temsil eden 24. Hexagram Fu ‘dur. 

Heksagramlar altılı çizgilerden ( yin ve yang nitelikli)  oluşur. 

FU : Üstte 5 Yin ( – – )  çizgi ve en alttan giren 1 Yang ( – ) çizgi.den oluşur.

Dönüm noktası, 6’sı yin olan çizgilerin altından giren 1 yang çizginin diğerlerini aşağıdan itelemesinden sonra, aşağıdan girecek diğerlerine yol açacaktır.  Kış gündünümü ışığın zaferini ( NurDoğan) getirir. 

I CHING , 24. HEKSAGRAMI : FU = Dönüş, dönüm noktası  


Yeniden doğuşun başlangıcına dair enerjetik imgedir ve Fare (Rat) hayvan sembolüne denk gelir.

Üst Üçlü / Trigram : K’un , Alıcı/ Uysal, Yeryüzü 

Alt Üçlü / Trigram: Chên, Uyandıran/ Harekete geçiren/ Canlandıran, Gökgürültüsü 


HÜKÜM: 

Geri gönüş. Başarı. 

Hata yapmadan dışarı çıkmak ve içeri girmek.

Arkadaşların gelmesinde kusur yok. 

Yol, ileri geri, gel-git ile deviniyor. 

Yedinci günde dönüm noktası gelir.

Gidilecek yerinin olması insanı ilerletir. 

Çürüme evresinden sonra dönüm noktası gelir. Güçlü bir ışık geri döner. Dinlenme durumu yerini devinime bırakır. Devinim vardır, ama zorla gelmez.

İMGE : 

Yeryüzü içinde gök gürültüsü. 

Dönüm noktası imgesi. 

Dolayısıyla eski krallar gün dönümü zamanı geçişleri kapadı. 

Tüccarlar ve yabancılar dışarı gitmedi, yönetici de halkı taşrada ziyaret etmedi. 

Dirim gücü yeraltındadır. Devinim tam başlangıcında olduğundan dinlenerek, demlenerek güçlendirilmeli. Olgunlaşmadan kullanılmadığı için tüketilmemiş olur. Böylece geri dönüş çiçeklenmeye yol açabilir. 

NOT: 24.Hexagram’ın tüm yorumunu okumak için kaynak : Richard Wilhelm’in çevirisiyle I CHING ( Dönüşümler Klasiği) , Biblos yayınları. 

YERYÜZÜ GÖKGÜRÜLTÜSÜNÜN ÜZERİNDE: 

Yeryüzü içindeki gökgürültüsü, dramatik ve esaslı, temel değişimleri habercisi.

İçerideki devinim biraz kaotik, bu nedenle uyanan güç bilgece kullanılmalı. Yetkinleştirilmez ise, baskı uygulanırsa içteki dirim gücünün yükselişi yıkıcı ve sarsıcı olabilir. Değişim yüzeye zamanla yansıyacak… ve denge kurulacak. 

Bu heksagram büyük değişimlerin görünür olmadan önce gelen habercisidir.

Doğru gelişim süreci, içe hakiki bir samimiyetle dönüş ve öz-yüzleşme ile doğacak olan dengeli, telaşsız, yavaş, sabırlı bir dönüşümle gerçekleşecektir.

Doğru bir düşünce ekerseniz, doğru bir eylem biçersiniz; doğru bir eylem ekerseniz, doğru bir alışkanlık biçersiniz. Doğru bir alışkanlık ekerseniz, doğru bir karakter biçersiniz; doğru bir karakter ekerseniz, doğru bir kader biçersiniz. – Atasözü

Ne ekersek onu biçeriz, ne ekeceğimizi belirlemek öz irademizle, yeni enerjimizi doğru, evrensel yasalara, doğa yasalarına uygun kullanarak mümkündür. Bugüne kadar biçtiğimiz hasatlar bize doğru değerlendirme için yol göstermek içindir. Onlar üzerinde tutsak, bağımlı kalarak hayıflanmak, pişman olmak, öfke duymak enerjinin yanlış kullanılmasıdır. Geçmişe dönük hiç birşey değiştirilemez, tecrübeler alınır, geleceğin tohumlarını ekmek için yararlı, yaratıcı enerjilerle kullanılır.  

Kış gündönümüne uygun Çi yetkinleştirme 

Daoist geleneklerde yıl içinde içsel çi yetkinleştirmemizi yapmak için en doğru ve verimli dönemdir, çünkü evrensel Yin enerji en doruk zamanlardadır ve Yang enerji yavaşça yeniden uyanmaktadır. 

İçsel Çi yetkinleştirme için bu dönemde, daha çok yumuşak-yavaş Dao Yin, durağan veya meditatif Çigong egzersizleri, Zazen ve meditasyon ile içe dönüş çalışarak içsel Yang – yaşam gücü – Jing – Böbrek enerjimizi korumak, sağlamlaştırmak, beslemek, desteklemek uygun olacaktır. Zorlamadan yapılan içe bakış Qigongları, Dan Tien nefes teknikleri, Dao Yin Qigong, Shibashi ve Ağaç duruşları tavsiye ediyoruz.

I CHING , 24. HEKSAGRAM, FU : Dönüş, dönüm noktası
Bu Heksagram enerjetik bedenimizdeki Wei Lu’ye denk gelen enerji kapısıdır.

“Merkezlerini koruyanlar ayakta kalır. Ölüp de var olmaya devam edenler ölümsüzdür.” 

Tao Te Ching, Lao Tzu 

Tai Chi Çigong’un Etkileri ve Klinik Uygulamaları

Tai Chi Çigong Egzersizinin Etkileri ve Klinik Uygulamaları

Tai Chi, yavaş ve kontrollü hareketlerden oluşan Çin kökenli bir zihin beden egzersizidir. Aerobik kapasiteyi, kas gücünü ve esnekliği arttırdığı aynı zamanda psikolojik fayda sağladığı düşünülmektedir. Son yıllarda, Tai Chi’nin kardiyak ve geriatrik rehabilitasyon alanlarındaki kullanımı ile ilgili çalışmalar artmıştır. Postüral kontrol, kas gücü ve kardiyorespiratuvar kapasitede artış sağlaması nedeniyle, yaşlı popülasyonun düşme ve düşme ile ilgili komplikasyonlardan korunmak için yapabileceği en iyi egzersizlerden biri olduğu varsayılmaktadır. Diz osteoartriti ve osteoporozda kanıta dayalı öneriler arasında yer alan Tai Chi’nin, tercih edilmesindeki diğer bir sebep ise, egzersiz uyumunun oldukça iyi olmasıdır. Mevcut derlemede, Tai Chi’nin etkileri ve kardiyak rehabilitasyon, nörolojik rehabilitasyon, romatizmal hastalıklar gibi farklı alanlardaki uygulamaları ile ilgili literatür bilgilerinin gözden geçirilmesi amaçlanmıştır.

Amerikan Spor Hekimliği Birliği’nin (ACSM), egzersiz reçetelenmesi ile ilgili önerilerinde, kişinin minimum risk ile maksimum fayda sağladığı egzersiz programı, en uygun fiziksel aktivite olarak tanımlanmaktadır.

Tai Chi’nin yavaş ve kontrollü hareketlerden oluşması, bu egzersizlerin özellikle geriatrik ve kardiyak rehabilitasyon alanlarında önemli yer bulmasını sağlamıştır. İdeal postür korunarak yapılan bu egzersizler, bazı temel prensiplere dayalı olarak uygulanır. Bunlar; zihinsel ve bedensel gevşeme, ağırlık aktarma, kontrollü nefes ve mental konsantrasyon olarak özetlenebilir. Çin kökenli bu egzersiz metodunun ortaya çıkış felsefesi, yumuşaklığın sertliği yenebileceği hipotezine dayanmaktadır. Bu nedenle, yumuşak ve zorlamasız hareketler, belirli bir akıcılıkta ve derin diyafragmatik solunum eşliğinde yapılır. Chi kelimesi; yaşam enerjisi, yaşam gücü anlamına gelmektedir. Yine bu felsefeye göre, metodun içerdiği meditasyon özelliği sayesinde, fiziksel ve psikolojik sağlığın birlikte arttırılması hedeflenir.

Kaynak: http://www.ftrdergisi.com/pdf.php?&id=3740

Türk Fizyoterapi Rehabilitasyon Dergisi 2014;60 (Özel Sayı 2):S36-S42

Pelin YILDIRIM, Kocaeli Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Kliniği, Kocaeli, Türkiye


ÇİGONG’UN GİZLİ DUASI

Çigong çalışmalarımızı yüksek niyetlerimizi anlatan, içsel olarak ruhumuzu, zihnimizi, bedenimizi birleştiren, insanı doğa yasalarıyla uyumlayan ve evrensel sırlara yakınlaştıran bir dua gibi yaparız ve onun içinde yaşarız:

Bu dua ellerin birbirine sürtülmesiyle, içe dönme ve derinleşme ile  başlar,

Eller doğru yollarda kullanılmalıdır, pişman olunacak yollarda değil.

Ve ardından ağzımızı ellerimizi kullanarak yıkar ve o esnada deriz ki,

Ağzını doğruluk için kullan. Doğru kelimeler için. İncitecek kelimeler için kullanma, pişmanlık duyulacak hiç bir kelime için kullanma.

Sonrasında burnumuzu ellerimizle yıkar ve düşünürüz ki,

Bu burun, egomun davranması gerekenden daha öteye geçecek durumlarda, bu işlerin içine girmekten uzak duracaktır.

Sonrasında gözlerimizi ellerimizle yıkarken deriz ki,

Gözler ışığı görmelidir, gerçeği, BİR olanı. Gözlerim diğerlerinin hatalarını görmemelidir. Bir olandan daha ötesini göremeyecekler, ama benim için doğru olanı, yapılması ve yapılmaması gerekeni görecekler.

Ardından yüzümüzü ellerimizle yıkarız ve deriz ki,

Işıkla yüzleş. Dik dur, gerçekle yüzleş. Kusuru gördüğün yerde, yüzünü ışığa dön.

Ardından yavaşça kafamıza masaj yapar ve kendi kendimize deriz ki,

Başını serin tut, zihin sakin ve dingin. Zararlı ve gereksiz fikirlerle gerilme.

Kulaklarımızı ellerimizle yıkarken deriz ki,

Kulaklar gerçekleri duymak içindir. Kötü şeyler ya da dedikodu duymam için değil.

Ardından ensemiz ve omuzlarımızı hafifçe ovalamaya başlarız ve deriz ki,

Omuzlarım ve ensem rahat. Çünkü gerginlik veya baskı burada kalıp bekleyemez.

Bacaklarımızı önden arkaya doğru hafifçe sıvazlarken deriz ki,

Ayaklarım beni doğru yoldan geçirerek taşıyacak, ateşe doğru değil. Hatta ateşe yürümüş olsam bile, su, ben ateşten geçinceye kadar, ateşi söndürecektir.

Her gün hatırlarız: Gerginliğin omuzlarımda kalmasına izin vermeyeceğim.

Hayatımızdaki zorlu durumlardan kaçınamayabiliriz, ancak zihinsel ve duygusal tutumumuza karar vermek bizim irademizdedir. Zorlukları nasıl göğüsleyeceğimiz ve bizi nasıl etkileyeceği bize bağlıdır.

Omuzlarımızda stresi tutup onun gün be gün daha ağırlaşmasına ya da onun gitmesine izin verip bizi strese sokacak şeyleri değiştirip, onlarla gelen farkındalığı tecrübe etmeyi, ancak gereksiz yükleri üzerimize almamayı ve içsel bütünlüğümüzü olumsuz etkilememesini seçebiliriz.

Çigong’un içinde saklı öğretiler insanı hayatın gizemli akışında tutacak olan kendi kendimize seçim yapma farkındalığını sunar.

Her gün, yeniden ve yeniden, seçimlerimizle doğar…

“Gün nasıl yenilerse kendini gün be gün, sen de yenile ve yinele.” Konfiçyüs

 

Peygamberdeveleri, Lat: Mantid , İng: Praying Mantis
Fotoğraf Hasan Bağlar’a aittir.
Peygamberdeveleri, Lat: Mantid , İng: Praying Mantis
Fotoğraf Hasan Bağlar’a aittir.

Zalimce mi, alimce mi ?

Martial arts (savaş sanatları) Mars’tan ilham alan, gücün Ilahi kökenine dönüşü, adalete uygun ve evrensel iyilik için kullanımını öğreten ve bir ömür boyu yetkinleştiren tatbiki ilimlerdir.

Savaş sanatçısının bu gücü kullanabilmesi için önce kendi benliği üzerinde hakimiyet kurması ve iç güçlerini (ejderlerini) denetleyip yönlendirebilmesi gerekir.

Gücün kendisine ait olmadığını, sadece diğerlerine hizmet için kullanımına sunulduğunu, sahip olduğu hiçbir şey olmadığını yavaş yavaş idrak eder ve fazla yüklerini terk ederek koşullara bağımlı olmayan gerçek özgürlüğü geliştirmeye başlar.

Ancak şimdi Hakikat için savaşan, değerleri korumaya söz vermiş bir samuray, soylu nedenler için yaşayan ve onuruyla ölecek bir şövalye olarak yaşamaya uyanmıştır.

Gerçek bir savaşçı gerekmedikçe hiç bir canlıya zarar vermez, evrensel değerlerin koruyucusudur ve kendi karanlıklarını aydınlığa çevirmeye çalışır…

GÜÇ evrenseldir ve kökeni tektir.

Tüm evrene yayılmıştır ve tüm hareketin tüm Varoluşun sebebidir…

İnsanın irade gücündedir, omurgayı dik tutan güçtür, kalbin enerjisini veren ve atmasını sağlayan da o güçtür….Gezegenlerin dönmesine, kuşların, arıların uçmasına neden olan da…Güneşin sırrı da…Görünen her şeyin ardındaki görünmeyen kaynak o Güç’tür.

Güç…bedenine dirayet, ruhuna metanet verir…

Acıları göğüslemek ve tekrar doğmak için cesaret verir…

Kendine güven verir.

GÜÇ kaderinde emin adımlarla yürümen için sana doğru yolu gösterir.

Güç, karşıtlıklara düşersen senden uzaklaşır…

Güç, kalbinde sevgi ve merhamet olmayandan uzaklaşır. ..

Güç, ruhundan önce bedenine ve maddiyata öncelik verenden uzaklaşır…

Güç, onu bencil tutkuları için kullananları önce esir eder ve sonra mahveder…

Güçten düştüğünü hisseden korkak, eksik iç gücünün boşluğunu kapatmak için kendine veya çevresine şiddet kullanır.

İçsel derinliklerinizde ve transformasyon evinizde sebebini bilmeden veye bilerek yükselen bir güç hissederseniz…Başkalarını manipüle etmeye çalışırsanız…Her şeyi aşırı kontrol etme isteğiniz artıyorsa…Gücünüzü ispatlama arzusu duyarsanız…Kimin haklı olduğu tartışmalarına, öfkelenmeye, olan bitene kızmaya başlarsanız…Umarım mutsuz olmadan bu yazıda kaleme getirmeye çalıştıklarımı hatırlarsınız…

Gücümüzü zalimce veya alimce kullanmak kendi irademizdedir…

May the force be with you !

Uğur Başak Arpacıoğlu

 

Bilgelik savaşçısının yolu…

Savaş sanatlarında bize doğru yönelmiş saldırı varsa o bir kişinin karşısında durmayız. Önünden çekiliriz…
Onun negatif saldırgan enerjisinin karşısında durursak bize çarpar…
Saldırganı etkisizleştirmenin yolu, onun karşısında ve seviyesinde durmamaktır. Samuray o alanın dışına çıktığında yapılması gereken doğru hamleyi görür… Ve samurayın amacı düşmanı incitmek öldürmek değildir, saldırıyı etkisizleştirmektir, sönümlemektir.
Hırsla dövüşülmez, öfkeyle kazanım yoktur. Usta savaşçı karşıt uçlara düşmez…Savaşçılar, kuvvetlerle savaşarak zafer elde etmezler. Kuvvetleri kullanırlar. Tao’yu, dengeyi, evrensel yasaları, insana yaraşır olmayı korumak için mücadele ederler, onların savaşı içlerindedir ve içteki huzur ancak bu yolda yürümekle gelir. Çünkü en büyük zafer dıştaki savaşlarda kendini, merkezini kaybetmemek ve içteki dengeyi, huzuru korumakla elde edilir.

Uğur Başak Arpacıoğlu, 27.08.2013