Tai Chi Egzersizinin Etkileri ve Klinik Uygulamaları

Tai Chi Egzersizinin Etkileri ve Klinik Uygulamaları

Tai Chi, yavaş ve kontrollü hareketlerden oluşan Çin kökenli bir zihin beden egzersizidir. Aerobik kapasiteyi, kas gücünü ve esnekliği arttırdığı aynı zamanda psikolojik fayda sağladığı düşünülmektedir. Son yıllarda, Tai Chi’nin kardiyak ve geriatrik rehabilitasyon alanlarındaki kullanımı ile ilgili çalışmalar artmıştır. Postüral kontrol, kas gücü ve kardiyorespiratuvar kapasitede artış sağlaması nedeniyle, yaşlı popülasyonun düşme ve düşme ile ilgili komplikasyonlardan korunmak için yapabileceği en iyi egzersizlerden biri olduğu varsayılmaktadır. Diz osteoartriti ve osteoporozda kanıta dayalı öneriler arasında yer alan Tai Chi’nin, tercih edilmesindeki diğer bir sebep ise, egzersiz uyumunun oldukça iyi olmasıdır. Mevcut derlemede, Tai Chi’nin etkileri ve kardiyak rehabilitasyon, nörolojik rehabilitasyon, romatizmal hastalıklar gibi farklı alanlardaki uygulamaları ile ilgili literatür bilgilerinin gözden geçirilmesi amaçlanmıştır.

Amerikan Spor Hekimliği Birliği’nin (ACSM), egzersiz reçetelenmesi ile ilgili önerilerinde, kişinin minimum risk ile maksimum fayda sağladığı egzersiz programı, en uygun fiziksel aktivite olarak tanımlanmaktadır.

Tai Chi’nin yavaş ve kontrollü hareketlerden oluşması, bu egzersizlerin özellikle geriatrik ve kardiyak rehabilitasyon alanlarında önemli yer bulmasını sağlamıştır. İdeal postür korunarak yapılan bu egzersizler, bazı temel prensiplere dayalı olarak uygulanır. Bunlar; zihinsel ve bedensel gevşeme, ağırlık aktarma, kontrollü nefes ve mental konsantrasyon olarak özetlenebilir. Çin kökenli bu egzersiz metodunun ortaya çıkış felsefesi, yumuşaklığın sertliği yenebileceği hipotezine dayanmaktadır. Bu nedenle, yumuşak ve zorlamasız hareketler, belirli bir akıcılıkta ve derin diyafragmatik solunum eşliğinde yapılır. Chi kelimesi; yaşam enerjisi, yaşam gücü anlamına gelmektedir. Yine bu felsefeye göre, metodun içerdiği meditasyon özelliği sayesinde, fiziksel ve psikolojik sağlığın birlikte arttırılması hedeflenir.

Kaynak: http://www.ftrdergisi.com/pdf.php?&id=3740

Türk Fizyoterapi Rehabilitasyon Dergisi 2014;60 (Özel Sayı 2):S36-S42

Pelin YILDIRIM, Kocaeli Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Kliniği, Kocaeli, Türkiye

 

 


 

SIRLI CHİGONG DUASI

Çigong çalışmalarımızdaki yüksek niyetlerimizi anlatan, içsel olarak ruhumuzu, zihnimizi, bedenimizi birleştiren, insanı doğa yasalarıyla uyumlayan ve evrensel sırlara yakınlaştıran bir dua ederiz ve onun içinde yaşarız:

Dua ellerin birbirine sürtülmesiyle ve tefekkürle (derin düşünme) başlar,

Eller doğru yollarda kullanılmalıdır, pişman olunacak yollarda değil.

Ve ardından ağzımızı ellerimizi kullanarak yıkar ve o esnada deriz ki,

Ağzını doğruluk için kullan. Doğru kelimeler için. İncitecek kelimeler için kullanma, pişman duyulacak hiç bir kelime için kullanma.

Sonrasında burnumuzu ellerimizle yıkar ve düşünürüz ki,

Bu burun, egomun davranması gerekenden daha öteye geçecek durumlarda, bu işlerin içine girmekten uzak duracaktır.

Sonrasında gözlerimizi ellerimizle yıkarken deriz ki,

Gözler ışığı görmelidir, gerçeği, BİR olanı. Gözlerim diğerlerin hatalarını görmemelidir. Bir olandan daha ötesini göremeyecekler, ama benim için doğru olanı, yapılması ve yapılmaması gerekeni görecekler.

Ardından yüzümüzü ellerimizle yıkarız ve deriz ki,

Işıkla yüzleş. Dik dur, gerçekle yüzleş. Başarısızlığı gördüğün yerde, yüzünü ışığa dön.

Ardından yavaşça kafamıza masaj yapar ve kendi kendimize deriz ki,

Başını serin tut, zihin sakin ve dingin. Zararlı ve gereksiz fikirlerle gerilme.

Kulaklarımızı ellerimizle yıkarken deriz ki,

Kulaklar gerçekleri duymak içindir. Kötü şeyler ya da dedikodu duymam için değil.

Ardından ensemiz ve omuzlarımızı hafifçe ovalamaya başlarız ve deriz ki,

Omuzlarım ve ensem rahat. Çünkü gerginlik veya baskı burada kalıp bekleyemez.

Bacaklarımızı önden arkaya doğru hafifçe sıvazlarken deriz ki,

Ayaklarım beni doğru yoldan geçirerek taşıyacak, ateşe doğru değil. Hatta ateşe yürümüş olsam bile, su, ben ateşten geçinceye kadar, ateşi söndürecektir.

Her gün hatırlarız: Gerginliğin omuzlarımda kalmasına izin vermeyeceğim.

Hayatımızdaki zorlu durumlardan kaçınamayabiliriz, ancak zihinsel ve duygusal tutumumuza karar vermek bizim irademizdedir. Zorlukları nasıl göğüsleyeceğimiz ve bizi nasıl etkileyeceği bize bağlıdır.

Omuzlarımızda stresi tutup onun gün be gün daha ağırlaşmasına ya da onun gitmesine izin verip bizi strese sokacak şeyleri değiştirip, onlarla gelen farkındalığı tecrübe etmeyi, ancak gereksiz yükleri üzerimize almamayı ve içsel bütünlüğümüzü olumsuz etkilememesini seçebiliriz.

Bu dua insanı hayatın gizemli akışında tutacak olan kendi kendimize seçim yapma farkındalığını sunar.

Her gün, yeniden ve yeniden, seçimlerimizle doğar…

“Gün nasıl yenilerse kendini gün be gün, sen de yenile ve yinele.” Konfiçyüs

 

Zalimce mi, alimce mi ?

Martial arts (savaş sanatları) Mars’tan ilham alan, gücün Ilahi kökenine dönüşü, adalete uygun ve evrensel iyilik için kullanımını öğreten ve bir ömür boyu yetkinleştiren tatbiki ilimlerdir.

Savaş sanatçısının bu gücü kullanabilmesi için önce kendi benliği üzerinde hakimiyet kurması ve iç güçlerini (ejderlerini) denetleyip yönlendirebilmesi gerekir.

Gücün kendisine ait olmadığını, sadece diğerlerine hizmet için kullanımına sunulduğunu, sahip olduğu hiçbir şey olmadığını yavaş yavaş idrak eder ve fazla yüklerini terk ederek koşullara bağımlı olmayan gerçek özgürlüğü geliştirmeye başlar.

Ancak şimdi Hakikat için savaşan, değerleri korumaya söz vermiş bir samuray, soylu nedenler için yaşayan ve onuruyla ölecek bir şövalye olarak yaşamaya uyanmıştır.

Gerçek bir savaşçı gerekmedikçe hiç bir canlıya zarar vermez, evrensel değerlerin koruyucusudur ve kendi karanlıklarını aydınlığa çevirmeye çalışır…

GÜÇ evrenseldir ve kökeni tektir.

Tüm evrene yayılmıştır ve tüm hareketin tüm Varoluşun sebebidir…

İnsanın irade gücündedir, omurgayı dik tutan güçtür, kalbin enerjisini veren ve atmasını sağlayan da o güçtür….Gezegenlerin dönmesine, kuşların, arıların uçmasına neden olan da…Güneşin sırrı da…Görünen her şeyin ardındaki görünmeyen kaynak o Güç’tür.

Güç…bedenine dirayet, ruhuna metanet verir…

Acıları göğüslemek ve tekrar doğmak için cesaret verir…

Kendine güven verir.

GÜÇ kaderinde emin adımlarla yürümen için sana doğru yolu gösterir.

Güç, karşıtlıklara düşersen senden uzaklaşır…

Güç, kalbinde sevgi ve merhamet olmayandan uzaklaşır. ..

Güç, ruhundan önce bedenine ve maddiyata öncelik verenden uzaklaşır…

Güç, onu bencil tutkuları için kullananları önce esir eder ve sonra mahveder…

Güçten düştüğünü hisseden korkak, eksik iç gücünün boşluğunu kapatmak için kendine veya çevresine şiddet kullanır.

İçsel derinliklerinizde ve transformasyon evinizde sebebini bilmeden veye bilerek yükselen bir güç hissederseniz…Başkalarını manipüle etmeye çalışırsanız…Her şeyi aşırı kontrol etme isteğiniz artıyorsa…Gücünüzü ispatlama arzusu duyarsanız…Kimin haklı olduğu tartışmalarına, öfkelenmeye, olan bitene kızmaya başlarsanız…Umarım mutsuz olmadan bu yazıda kaleme getirmeye çalıştıklarımı hatırlarsınız…

Gücümüzü zalimce veya alimce kullanmak kendi irademizdedir…

May the force be with you !

Uğur Başak Arpacıoğlu

 

Bilgelik savaşçısının yolu…

Savaş sanatlarında bize doğru yönelmiş saldırı varsa o bir kişinin karşısında durmayız. Önünden çekiliriz…
Onun negatif saldırgan enerjisinin karşısında durursak bize çarpar…
Saldırganı etkisizleştirmenin yolu, onun karşısında ve seviyesinde durmamaktır. Samuray o alanın dışına çıktığında yapılması gereken doğru hamleyi görür… Ve samurayın amacı düşmanı incitmek öldürmek değildir, saldırıyı etkisizleştirmektir, sönümlemektir.
Hırsla dövüşülmez, öfkeyle kazanım yoktur. Usta savaşçı karşıt uçlara düşmez…Savaşçılar, kuvvetlerle savaşarak zafer elde etmezler. Kuvvetleri kullanırlar. Tao’yu, dengeyi, evrensel yasaları, insana yaraşır olmayı korumak için mücadele ederler, onların savaşı içlerindedir ve içteki huzur ancak bu yolda yürümekle gelir. Çünkü en büyük zafer dıştaki savaşlarda kendini, merkezini kaybetmemek ve içteki dengeyi, huzuru korumakla elde edilir.

Uğur Başak Arpacıoğlu, 27.08.2013

2015 Keçi yılı neler getiriyor

 

goat year

Yeni başlayan Tibet, Çin yılı kutlu olsun… Tam bir ay sonra bugün Bahar Ekinoksu ile uyanışa geçecek bir hazırlık sürecindeyiz… Özsular dallarda yürüyor, tomurcuklar açma öncesinde enerjilerini topluyorlar..

Konuyla ilgili iç ve dış kaynaklardan okuduklarımı derleyip, kendimden kattıklarım ile harmanlayıp aktardığım seminer notlarımı sizlerle paylaşmak istedim..

Öncelikle keçi mi ? Koyun mu ? Hangisi doğru ? Çince “Yang” senesi , Yang kelimesi hem keçi, hem koyun anlamına geliyor. Kelimelere takılmadan bize anlattığı enerjiyi alacağız…

Bu sene Çin, Tibet Yeni Yılı, Gökte Kova-Balık Yeni Ayı ile ve Yerde birinci Cemre ile birleşerek geldi… Evren uyum içinde…Geçen seneki aktif Yang Ağaç At ‘tan daha içrek Yin Ağaç Keçi(Koyun) yılına geçtik.

Çin Takvimi (Hsia Takvimi)’ne göre 2015 Ağaç Keçi Yılıdır. Lineer şekilde zamanı ölçen, kronolojik bir ajanda değil, Aztek Güneş Takvimine benzer bir öngörü sistemidir.

Keçi Yılı Çin Takvimi’nde iki elementle temsil edilir. Toprak üzerinde oturan Yin Ağaç elementi. Yapıcı ve yıkıcı döngülere bakıldığında Ağaç elementi Toprak elementine hükmeder. Birbiri ile çatışan bu iki element olduğu için bir senenin çok da huzurlu geçemeyeceği öngörülür genellikle.

Ancak diğer yandan 2015’in Yin Ağaç yapısı esasen bir çiçeğe veya bir ağacın ince dallarına benzetilebilir. Bu ince dallar inatçı olmayan, esnek ve değişen durumlara kolay uyum sağlayan bir yapıya sahiptir.

Bu yıl 2014 At yılına göre daha şiddeti az ve daha barışçıl bir yıl olacağa benziyor. Anlaşmazlıklar ve çatışmalar olsa bile sonunda muhakkak çözüme barışçıl bir yolla ulaşmak mümkün olacaktır. Bu yıl saldırgan ve agresif olmaktan kaçınıp sakin ve uzlaşmacı olmak tavsiye ediliyor.

Geçen senenin coşkulu, yukarı ve dışa doğru Yang Ağaç enerjisi dışarıdan içe dönüyor, dingin ve içeri dönük Yin Ağaç enerjilerle nefeslenmemiz için, gerçek t’emellerimizi bulmamız için ve yeni yaşamımızın tomurcuklanması için kendimizi uyumlamamız gereken fırsatları getiriyor…

Geçen yıl karşılaştığımız yeni realitelerimiz, şimdi taze çıplak dallar gibi göğe uzanıyor ve detayları içimizde belirginleştirebilirsek… bu dallar yumuşak bir doku ve taze yapraklarla bezenebilirler… ve yeteneklerimiz, hayallerimiz ve vazgeçilmez değerlerimiz bu dallar üzerinde, içerideki potansiyel enerjileri dışarıya çıkararak, yeni çiçekler gibi baharla birlikte açmayı bekliyorlar.

Bu yıl, Yin Ahşap nitelikleri kendi Öz’ümüze doğru derin köklenme imkanını sunacak ve kendimizi kendimizle güvende ve kendi kendimizde konforlu hissetmek için ihtiyacımız olan iç gelişim kaynaklarını bulacağız.

Yin Ağaç nitelikleri mükemmel bir şekilde koyun/keçi özelliklerini tamamlıyor. Koyun cömert, sabırlı, huzurlu, barışçıl bir canlıdır. Ailesi arasında, arkadaşlarıyla ve güzellik içinde sürekli bir uyum içinde yaşamak ister. 12 hayvanlı Çin Zodyak’ında koyun, en yin yin semboldür, bir Yang attan çok daha sezgisel ve duygusaldır.

Koyun / keçi tamamen güvenli, tanıdık ve karşılıklı dayanışma üzerine kurulu kendi huzurlu, sessiz merasını ve sürüsünü arıyor. Kendi gibi olanlarla birleşmeyi arıyor.

Bu yıl içte ve dışta uyumlulaşma, şifalanma ve onarım zamAn’ı… İç beslenme ve Öz’ümüzü gözetme zamAN’ı… Birlikte olma zamANı.

Zarar gören, bozulan, yaralı olan, yarım kalan, bitmemiş veya kenara atılmış olan her şey, bu yıl çok daha kolaylıkla yeniden uyum içine getirilebilir. Bu yeniden uyumun sağlanması süreci bizlere bütünlenme hissiyle ve lütuflar ile gelebilir…

Mekansal enerjileri düzenlemek için Feng Shui tavsiyelerini diğer yazımda paylaşacağım.

Birlikte…Sevgiyle

Uğur Başak Arpacıoğlu
21.02.2015, Moda

2015keçiyılı